Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

1 idik, bu kez 25 olduk..

Memleketim Ardahan’ın yanı sıra Ardahanlı birinin hem vali, hem de kayyum olarak Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı ve yine bir Ardahanlı Kolordu Komutanı atandığı yetmedi İmamoğlu gibi onca siyasi, gazeteci, Aydın’ın yanında genel bir Af bekleyen binlerce insanın da güçlü bir Genel Af beklediği Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde kendisine ceza veren hakimlerle birlikte tutuklu bulunan eski belediye başkanı Bekir Kaya’nın kenti Van kentimizin marka giyim mağazalarından birine, AL GİYİM adlı mağazalarına sahiplik eden Fatih Balcı dostumun bana anımsattığı yeni bir güne başlarken 4 yıl önce ele aldığım yazım önüme düşüyor.
‘1 İdik, 23 oldu’ başlıklı yazımı okuyunca Fatih Balcı dostumun whatsapp durumunda paylaştığı, ’17 Ağustos 1999′ Unutmadık, Unutmayacağı ‘ başlıklı paylaşımının ne anlama geldiğini düşünen benim bile o günü yani 27 yıl önce bugün adı Kartepe olan Kocaeli Sarımeşe’de bizzat yaşadığım, 1999 Marmara depremini 4 yıl önceki yazımda ‘unutuyoruz’ dediğim gibi unuttuğumu da hatırlıyorum.
Evet, 4 yıl önce ‘1 idik, 23 yıl olduk’ başlığı ile ele aldığım yazımında 2 yıl önce tekrardan yazılmış bir yazım olduğunu da bana anımsatan dostum, genç ve başarılı iş insanı Fatih Balcı’nın yanında yıllar önce ele aldığım yazımın bana hatırlattığı o günü, o paylaşım ve o yazım, ‘Unutmadık, Unutmayacağız’ diye başlık, manşet, slogan atan bizlerin bulabilmişsek dün yediğimizi unuttuğumuzu 23 yıllık iktidarı boyunca yaşanılanları unuttuğumuz partinin de başta, bir önceki cumhurbaşkanı, başbakan, bakan Abdullah Gül’ü olmak üzere birçoklarını unutup, davet bile etmediği 25. yıl kuruluş dönümünü kutladığını da hatırlıyorum.
Ve 4 yıl önce ele aldığım iki yıl önce bugünkü yazım gibi güncelleyerek ele aldığım o yazımın ‘1 İdik, 23 olduk’ başlığını, ‘1 İdik, bu kez 25 olduk’ diye değişip, benimde aralarında olduklarının unuttuğu 1999 yılının 17 Ağustos’u, Güneydoğu’yu yerle bir eden ve ‘Asrın Depremi’ adı konulan deprem de olduğu gibi 4 yıldır konutları teslim emilemeyen Göle depremin, Posof heyelanını ve onca doğal, siyasi, ekonomik depremi bir kez daha hatırlatma adına yeniden yayınlamaya karar kılıyorum..
Çünkü bugün 17 Ağustos…
Yani 3 yıl boyunca ‘Siyah Beyaz Kocaeli Gazetesi’ isimli 3. günlük gazetemi çıkardığım Kocaeli’nin de içinde olduğu bu ülkeyi oluşturan balık hafızalı toplum 27 yıl önce 17 Ağustos gecesi, saat 03. 02’de yaşanan ve 45 saniye içinde binlerce insanın ölümüne bir o kadarının da evsiz-barksız ve sakat kaldığını hatırladı mı?

Hiç sanmıyorum.
Çünkü, Erzurumspor’u 3-0 yenen Amedspor’un bu başarısına kızıp, kıskanan ve bunu hissettirmek adına, ‘Bursalımısın’ dendiğinde nedense kızılan Bursaspor’un maçında amigoların, ‘Çırpınırdı ‘Karadeniz’ marşı gazı ile ‘vatan-millet-sakarya’ marşını keyifle söylenerek deprem önlemleri dahil her konuda önlem almış, yaşanan eski acıların yeniden yaşanmayacağını düşünecek vaktimiz yoktu..
Adeta robotlaşan toplum, daha önüne gelen yemeğin ne olduğuna bakmadan, bir elinde cep telefonu, diğer elinde kaşık, sanırsın makale okuyor.
Ah, keşke öyle olsa! Sosyal medyada kendine ayrı bir hayat kuran robotik insan, akışına düşen her gönderiyi okumadan; önceden programlanmış gibi beğen geç, beğen geç…
Çünkü böylesine okumaktan, araştırmaktan yoksun bir topluluğa çevrilen insanlar, ‘1 İdik 21 olduk..’ başlığıyla hashtag açan ve 25. kuruluş yıl dönümünü kutlayan bir iktidar ve havuz medya sayesinde tarihte bugün yaşanılanlar unutulacak kadar yorgun bu vatandaş.
Çünkü aynı zamanda toplumun birer ferdi olarak müteahhitleri zenginleştirip, onlarla ortak olanların gizlice ve gelişi güzel değiştirilen Kent İmar Programlarının birinin de Ardahan’da, Kura Nehrinin yanı başındaki otel arsanın bir çırpıda nasıl olup, konut arsası ve o arsaya daireciklerin resmiyette 200, gayri resmi 700 ile 900 TL arasında satıldığını da sorgulama zahmetinde bulunmayan bir toplum…
Ve aynı toplumun idarecilerin nasıl oldu da birkaç yıl içinde milyonların sahibi olduğunu da merak edip, sorgulamadığını
bilen bir fert olarak 27 yıl önce 17 Ağustos’ta ne kadar binanın yerle bir olduğunu merak edip sorgulamaz olduğunu da bilenlerdenim.
Evet, 27 yıl önce bugün yani şu an yine aynı yerde olduğum Marmara’da yaşanan facia öncesi gelen artçıları fark edemediğimiz gibi bugünde başta Ardahan’da temelinden cesetler çıkan Karagöl Mahallesinde olmak üzere, temelinden su fışkıran Kura Nehri yatağına hatta valilik ve savcılığın hemen karşısında yol ortasında yapımına izin verilen onca binayı hatırlıyorum…
Ve bugün yani 27 yıl önce binlerce insanı vuran depremin ardından ‘önlem alacağız’ deyip, bol kepçeden salladıkları gibi yine bol keseden sallama günü…
Yani göz göre göre gelecek yeni bir depremle yerle bir olması büyük ihtimal olan yeni binalara izin verenler bugün 17 Ağustos Depreminin yaşandığı 27 yıl önceki gibi yine timsah göz yaşları döküp, önlem alacaklarını söyleyip, duracaklar.
Ve bugün yapılacak olan açıklamalarla birçok insan yine sarsılacak, ağlayacak, üzülecek ve büyük deprem öncesi gelen artçılar gibi sallanacak.
Peki, ‘Kim suçlu?’ diye sorduğunuz da sonuçların açıklanmasıyla adeta bir büyük deprem daha yaşayan yüzlerce öğrencinin dışarıda kalmasına neden olan ve adı yanlış sorular, çalınan sorular, geç açıklanan sonuçlar, ulaşılabilirliği olmayan ve bilgi edinmede yetersiz olmasıyla anılan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) yetmedi kamu sınavları skandalları ve onca deprem, sıkıntı, sorun ardından ‘Kader’ denip, bir istifanın yaşanmadığı ülkem akla gelir…
He, bir de otel yapılacak denilen şehir planını bir gecede ansızın değiştirip, satışına izin veren Ardahan Belediyesi ve şu an bulunduğum İstanbul’da deprem alanları dahil birçok alanda bir gecede yükselen şehir planından çok uzaklarda olan binalar gelir…
Ne diyelim?
“Bunlar artçılar, umarız daha büyük deprem, ekonomik, sosyal, siyasal sarsıntılar olmaz” demekten ve ‘1 idik 25 olduk..’ demekten öte söz kaldı mı ki?!.

YAPAY ZEKANIN YAZILANA YORUMU..

Fakir Yılmaz’ın kaleme aldığı bu metin, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümü vesilesiyle toplumun ve siyasetin içine düştüğü kolektif unutkanlığı eleştirel bir dille sorgulamaktadır. Yazar, iktidarın yirmi beşinci kuruluş yılını kutladığı güncel siyasi atmosfer ile geçmişte yaşanan büyük acıların hafızalardan silinmesi arasındaki çelişkiye dikkat çeker. İmar usulsüzlükleri, liyakat eksikliği ve tedbir alınmadan yükselen yeni binalar üzerinden Türkiye’nin hem doğal afetlere hem de sosyal sarsıntılara karşı hazırlıksız olduğunu vurgular. Toplumun sosyal medya ve günlük meşgalelerle robotlaşarak geçmişteki felaketlerden ders çıkarmadığını savunan yazı, yerel yönetimlerden merkezi otoriteye kadar uzanan bir sorumluluk zincirine işaret eder. Sonuç olarak eser, yaşanan tüm ekonomik ve siyasi depremlere rağmen sorgulama yetisini kaybeden bir halkın, yeni felaketlerle yüzleşme riskini çarpıcı bir hatırlatmayla ortaya koyar.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER