Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

KÖPRÜLERİ SATACAKTIYSAK, O ZAMAN HABERTÜRK’E NEDEN EL KOYDUNUZ?

Bugünkü yazıma başlamadan önce bir gazeteci olarak önce görevimizi yapalım, günün en çok okunan haberini verelim..

*İktidar, köprü ve yolları satışa çıkardı..

MHP-DEM-DSP-VATAN-HÜDAPAR-BBP destekli iktidar partisi İstanbul Boğazı ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile çok sayıda otoyol ve çevreyolunun özelleştirilmesi için karar aldı..’

Evet, şu bizim Ardahan’daki Bingöl lokantasının murdar et meselesini ilk olarak İHA’nın ardından benim yazdığım gibi önce dış güçler denenler arasındaki yabancı basın kuruluşu olan Bloomberg’in yazdığı, sonrasında da Akşam gibi havuza düşmeden önce bir dönem muhabirliğini yaparken çok güzel haberlerimle manşetlerine imza attığım Habertürk Gazetesinin oradan alıp, ülke gündemine servis ettiği köprülerin özelleştirileceği haberi netleşti..

Yani kendisinden olmayan ya da muhalefet edenlerin çeşitli hukuki iddialarla hapsedip, mallarına el koyulduğu ardından önce kayyum olarak görev verilen TMFS’ye oradan da yok pahasına satıldığı öne sürülen bir zamanda geriye kalan köprülerin de satılacağını pardon 30 yıllık kiraya verileceğini bir kez daha duyup, haber olarak okuyoruz..

Ve aynı iktidarın önce ret ettiği ama şimdi de ‘evet: dediği köprü satışları veya kiralamalarının yapılacağı netleşti gibi..

Peki şimdi burada bir gazeteci olarak soruyorum..

Köprülerin satılacağını aylar önce yazan, yazdığından kısa süre sonrada şirketine el konulan havuzdaki Habertürk’e neden el konuldu?

Evet, bir daha soruyorum..

Bugünlerin yaşanacağını yazan, yorumlayan Habertürk ve onca gazete, tvlere el koymakla ekonomiye, demokrasiye, insan haklarına, anayasaya güven oluyor mu ki ekonomi düzelsin, iç kale ve kuleler güçlensin de yapılan satışlarda dursun..

Bilmem ama sorumu bir kez daha tekrarlayıp, bitirirken dün, bugünlerin yaşanmaması için düşündüklerini kaleme döken gazeteciler mi suçlu?

Yoksa, ‘Köprüler satılacak’ diye yazan gazetecilerin haberlerini yayınlayan Habertürk’e kızıp, el koyanlar mı?..

Ha bu arada yazımı bitirirken ikinci ‘son dakika’ haberi de verelim..

AK Parti Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önce memleketimdeki camilerde olduğu gibi imamsız, vaizsiz oldukları öne sürülen camilerden, günahları af olacak diye bolca yaptıkları bağışlarıyla yerlerde sürünen Alaman mercedeslerden inmeyen cemaatlerden sorumlu müftüler kararnamesini ardından da 2 köprüyü, çevre yollarını özelleştirme değil, işletme (!) kararını imzaladı..

Şimdi gerisini; MHP-DEM-DSP-VATAN-HÜDAPAR-BBP’nin açık, gizli, yandan, çerçeveden yanında olan desteği ve pembe gözlüklü havuz medyanın ‘Çok yaşa’ manşetleriyle iktidarına devam eden 25 yaşındaki partiye yani kısa adıyla AK Parti’ye muhalefet edecek diye umut ettiklerimize;

Mutlak Butlanlı CHP’ye, partisinin adını daha ezberleyemeyen, otobussüz Özgür Özel’e, 6’lı masayı devirdikten sonra saçlarını sarıya boyayan Akşener’in bıraktığı ve biz cahillerin Ekmeleddin gibi adını demeye zorlandığımız Müsavat Dervişoğlu’lu MHP’nin milliyetçi rolünü ve oylarını almaya çalışan İYİ Parti’ye, seçimlere kadar ayrı telden çalıp, seçim günü bir çokları gibi ‘Ondan başkası mı var ki.. Sonuçta; Din kardeşiyiz..’ diyen Yeniden Refah’a,

Anahtarı açmak için ithal İl Başkanlarıyla teşkilatlanan partiye, partisini gece yarısı tek başına aldığı bir karar ile kapatıp, Kürt kızı gibi ağzındaki sakızı çiğneyerek Adliye’ye giden İ. Melih gibi soruşturmalık olan eski başbakan ile ve yıllardır kendisine bile deva olamayan DEVA Partisi ile grup kuramayan Saddet’e ve DEM’lilerden oy alıp, vekil olduktan sonra ulusalcı, yeşilaycı, doğacı kesilen sol sosyalist geçinen TİP’lilere.

Ve Ardahan’da yaptığı kongresi ardından benim de son bir haberim de ‘Aaa onlarda Ardahan’da varmış!’ deyip, kızdırdığım EMEP’lilere, parayı nereden buluyorlarsa oncasını bastırıp, sağa sola yapıştırdıkları ama çevreyi kirletmekten öteye geçmeyen afişlerle ‘Kahrolsun Amerika’ deyip, Kürt sorunu başta olmak üzere onca sorun varken mevcut iktidara yakın stk’lara özenip, Gazze mitingleri düzenleyen komünist, sosyalist, devrimci abilere bırakalım..

YAPAY ZEKANIN YAZILANA YORUMU..

Gazeteci Fakir Yılmaz, kaleme aldığı bu köşe yazısında Türkiye’deki özelleştirme politikalarını ve medyanın bu süreçteki rolünü sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, İstanbul’daki köprülerin ve otoyolların satışına dair kararın kesinleştiğini belirterek, bu durumu geçmişte haber yapan yayın organlarına neden müdahale edildiğini sorgulamaktadır. İktidarın ekonomik kararlarını ve muhalefet partilerinin bu gelişmeler karşısındaki etkisizliğini eleştiren metin, demokratik haklar ile basın özgürlüğü arasındaki ilişkiye dikkat çekmektedir. Yılmaz, kamu varlıklarının devredilmesini siyasi ve toplumsal bir çerçevede değerlendirirken, medya üzerindeki baskıların ekonomik istikrara zarar verdiğini savunmaktadır. Sonuç olarak kaynak, Türkiye’nin güncel siyaset ve medya ortamına dair eleştirel bir bakış açısı sunmaktadır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER