Mevcut iktidarın ‘devamıyız’ dediği Demokrat Parti (DP) iktidarının ülkeyi baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğünü gerekçe göstererek yönetime el koyduğu ve ne tesadüftür bugünkü iktidarı tam destekçisi MHP’nin kurucu, Genel Başkanı Türkeş’in darbe bildirisini okuduğu ve iktidarı yaklaşık 17 ay süren 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesinin yıl dönümünün anıldığı bir zamanda 27 Mayıs’ın bende diğer iki önemli anısı var.

İnönü Vakfı’nın, ‘Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşmiş ilk askeri darbedir. 27 Mayıs Askeri Müdahalesi, 27 Mayıs İhtilali ya da 27 Mayıs Devrimi olarak da anılır. 1950 yılında demokrasi ile iktidara gelen Demokrat Parti, 1954 seçimlerini de kazandıktan sonra ülkeyi gitgide bir baskı rejimi ile yönetmeye başladı. Bu demokrasi karşıtı tutum 1957 seçimlerinden sonra daha da arttı. 1959 yılında Başbakan Adnan Menderes, Vatan Cephesini kurarak ülkenin siyasi olarak ikiye bölünmesine yol açtı.’ diyerek adeta desteklediği gibi göründüğü ve ‘Tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı Celal Bayar, DP’nin yanında yer aldı.’ dediği, iktidar ve iktidara yakın olanların, ‘Türk demokrasi tarihinin kara lekelerinden biri olan ve Anayasa ve TBMM’nin feshi, ülkenin başbakanı ve iki bakanının idamıyla sonuçlanan 27 Mayıs 1960 darbesinin üzerinden 65 yıl geçti.’ karşılığında bir cevapla 27 Mayıs 1960 darbesine kınayan bakışları arasında anılırken aynı İnönü Vakfının bu darbenin neden olduğunu şu anlatımı ile savunmaya devam ettiğini de görmekteyiz.
Aynı İnönü Vakfının, ‘Balkan Savaşı döneminde yaşanmış olan partizanlık, basına baskı, Ana Muhalefet lideri İnönü’ye Meclis’te 12 oturum yasağı konması ve yurtiçinde yaptığı gezilerin engellenmesi, Uşak olayı, Anayasa’ya aykırı olarak Meclis DP Tahkikat Komisyonu kurulması, öğrenci olayları 27 Mayıs askeri müdahalesine yol açtı. Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup subay ülke yönetimine el koydu, 37 subaydan oluşan Milli Birlik Komitesi TBMM’ni feshetti, siyasi faaliyetleri askıya aldı. Kapatılan DP’nin önde gelen yöneticileriyle birlikte Cumhurbaşkanı ve Başbakan Yassıada’da yargılanmaya başlandı.’ derken birden aklıma daha yeni yaşanan ilginç bir gelişme geliyor.

Çünkü İnönü Vakfının 27 Mayıs darbesine bakışının içinde ki bu satırları arasında buluna ‘Uşak Olayı’ neydi diye bakarken karşıma dergiparg.org adlı sitenin ‘Türkiye’de 1946 yılında çok partili hayata geçilmesi, Türk demokrasi tarihi için önemli bir dönüm noktası olmuştur.
1946 yılında kurulan Demokrat Parti, 1950 yılında yapılan seçimlerde iktidara gelmiştir. 1923 yılında beri ülkeyi yöneten Cumhuriyet Halk Partisi ise muhalefete geçmiştir.

Demokrat Parti, 1957 seçimlerinden sonra basına ve muhalefete karşı sert tedbirler almış, onları kontrol altına almaya çalışmıştır. İsmet İnönü, Demokrat Parti’nin baskıcı politikalarını halka anlatmak için Ege Bölgesini kapsayan bir geziye çıkmıştır. 29 Nisan 1959 tarihinde Ankara’dan hareket eden İsmet İnönü, 30 Nisan 1959 tarihinde Uşak’a gelmiştir. Tren İstasyonundan şehir merkezine doğru hareket eden İsmet İnönü’nün içinde bulunduğu araca, Demokrat Partililer tarafından bardak fırlatılmıştır. Milli Mücadele sırasında Türk orduları tarafından karargâh olarak kullanılan evi ziyaret etmesi engellenmeye çalışılmıştır. 1 Mayıs 1959 günü, Uşak’ta ayrılmak için tren istasyonuna gelen İsmet İnönü’ye taş atılmıştır. Atılan taşlardan biri başına isabet etmiş ve küçük bir yara meydana gelmiştir. Çalışmamızda, Demokrat Parti iktidarının son yıllarında Cumhuriyet Halk Partisi ve İsmet İnönü’ye yönelik baskılar, İsmet İnönü’nün Uşak ziyareti, burada yaptığı konuşmalar ve İsmet İnönü’nün ziyaretini engellemek isteyen Demokrat Partililerin tutumları hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır’ şeklinde Uşak anlatımı karşıma çıkarken buraya takılmayıp, asıl takıldığım diğer bir Uşak olayını hatırlıyorum.



