Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

GARSON VE ASKER!

7 Haziran olmadı, 1 Kasım.. Olmadı 31 Mart.. Daha olmadı 23 Haziran seçimleri ve başkanlık dahil ekonomiye büyük hasar veren diğer bir çok seçim ile halen yüz göz olduğumuz bu süreçte iki adım ileriye gitmesi için uğrunda verilen onca ağır bedele karşın bir adım ileriye gidemeyen özlemi çekilen demokrasiyi tartışmaya devam ediyoruz.
İktidara geldiği günden beri askeri vesayet dahil bir çok antidemokratik uygulamayı ortadan kaldıracağını, resmi devlet lojmanları dahil milyonlar yutan makam araçları gibi devletin bütçesini hortumlayan onca işi engelleyeceğini ileri sürüp ilk yıllarda bu yönde ciddi adımlar atan ardından 28 Haziran seçimleri öncesi ve İBB Başkanı dahil onca başkanın hapse atılıp, yerlerine ya kayyum yada vekillerin oturtulduğu yetmez Kürt seçmenden hem Anayasa hem de yaklaşan seçim fr oy almak uğruna buzluktan çıkarıldığı ileri sürülen barış süreci dahil bir çok demokratik adımlar atan dünkü iktidar halen bugün ki iktidardır.
Adı, Adalet ve Kalkınma olan mevcut iktidarın son olarak 31 Mart seçimleri ardından ortaya koyduğu tavırlarla Adaleti de, piyasaları ve toplumu her geçen gün daraltan ve de bunaltma noktasına getiren ekonomik politikalarıyla Kalkınmayı da yüzüne gözüne bulaştırmanın sıkıntısı içinde o ilk yıllarda ki demokratik adımlarından vazgeçen de aynı iktidardır.
‘İş geciktiren bürokrasiyi oradan kaldıracağız’ diyen aynı iktidarın başı olan ve ‘kaldıracağız’ derken onca bürokrat bakandan sonra kaymakamı bile general eden AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son açıklamalarında demokrasinin beklentileri içinde olan ”hukuk mevzuatımızı gözden geçirilmesi gerekiyor” derken bunları yapacak olanların 23 yıldır iktidar olan partisinin ve kendisinin olduğunu unutması da bu iktidarın işine geldiğinde Demokrasiyi, Adaleti, Hukuku hatırladığını ortaya koymaktadır.


Gelelim bugün ki yazımıza başlık olan Garson ve Asker meselesine..
Aslında ”Kürt Memet Nöbete” olması gereken başlığımızda bu ülkenin meselesi Garson ve Asker meselesi demokrasinin ana meselesidir.
Yani son olarak CHP’li kadın milletvekili Nurhayat Altaca’nın 31 Mart seçimleri ardından mecliste yaptığı konuşmada yaşananların darbeye yol açtığını ima etmesi birilerinin kafasında halen askeri nöbetçi olarak gördüğünü ve zamanı geldiğinde nöbete çağrılacağını ima etmesidir.
Yani demokrasin önünü açacaklarını iddia edenler, iktidara geldikten sonra bu iddialarını unutanların askeri yönetimlerdeki gibi ” Ben Bilirim” diyerek yönetim şekillerini kınarken bilinç altlarında hala askeri nöbete çağırdıkları da diğer bir gerçektir.
İşte burada mevcut iktidarın ve muhalefetin askeri cunta veya yönetim anlayışını tetikleyen, akıllara getiren ve de söyleten antidemokratik uygulamaları işlerine geldiğinde kullanmamaları değil asıl unutulmaması gerekenin demokrasinin olduğunu bilmeleri ve ‘Oğlum işe girecek’ diyerek AK Parti’ye geçen şu bizim Garson Askere bırakmamaları gerekmektedir.
Çünkü adı üstünde, Garson!
Yani isteneni yapan Garson da, Asker de, Sivil de, Siyasetçi de olabilir..
Ve görevi yapacak olanın Garson, Asker değil ona işveren sivildir, halktır, halkın seçtiği siyasetçidir.
Görevi de yapması gereken asker değil, sivildir, siyasetçidir..
Bunun olması ve devam etmesi içinde Askeri vesayetlerden uzak, iktidarın gücünden faydalanıp antidemokratik uygulamaları demokrasiymiş diye yutturmamak, birilerinin yani solcu, aydın, demokrasi yanlısı parti olduğunu iddia eden ama kendi beceriksizliğini hep başkalarına becertmeye çalıştığı ileri sürülen CHP’li kadın vekilin işaret ettiği o anlayışı tetiklememek ve asıl ‘biz biliriz, bildiğimizde sandıkta ortaya koyarız’ diyen halkın demokrasi istemiyle başına gittiği sandığa saygı göstermektir..


Bakanları ne zaman atayacaksınız?
Seçimle değil, emirle başbakanı değişen, ama dernek başkanlarının değişmemek için direndiği bir ülkenin Ardahan adını taşıtan derneklerden biri İstanbul’un her mahalle ve sokağına birim başkanı atamış..
Merkezi Şişli’de kendisi Kartal’da olan bu dernek mahalle hatta sokak başına atadığı birim başkanlarına baktığımız da hemen hepsi birer bakan statüsünde kişiler..
İşte başbakan, pardon başkan dediğin böyle olmalı dedirten bu komediyi izlerken birim başkanı diye kamuoyunun dalgaya aldığı bu koskoca adam ve kadınların nasıl olup ta bu komediye figüran olduğunu da merak etmiyor değiliz..
Evet, dernekçiliğin yerlerde süründüğü bir süreçte oynanan ‘Birim Başkanı’ adlı komediye birilerinin dur dememesi de dikkat çeken diğer bir acınacak durum..
Kendilerini atama merkezi görüp, önüne geleni birim başkanı atayanların bir diğer örneği de her gördüğünü muhabir eden, bölge, il, köy, hatta yayla temsilcisi olarak ilan edenleri hatırlıyoruz..
Ve bir çok toplumsal olaya olduğu gibi bu komediye karşı sessiz kalanlara da şaşmıyor değilim..
Başbakan değiştiren Başkanın bile hızlarına yetişemediği bu komediyi oynayanların zaten yerlerde sürünen Ardahan Dernekçiliğin iyiden iyiye batağa saplattığı gibi Ardahan Dernekçiliğini ayağa kaldırmaya çalışanları da zorda bırakmakta..
Kimsenin ses çıkaramadığı ve izlemekle yetindiği bu rezalete figüran olanların şöyle bir oturup, bu ‘Birim başkanı’ tiyatroyu başlarına serenlerin bunu yaparken hangi yasa, hangi kanun hangi yetki ile bunu yaptığını sorması ve ‘Sen bizimle dalga mı geçiyorsun?’ kardeşim demesi gerekmez mi diyeceğim ama hepsi birer adam, kadın.

AK Partili Kadınlar, Ardahanlı Kadınlara Ne Verdiler?
Her seçim dönemi boyunlarına taktıkları AK Partinin fularları ile kapı kapı dolaşıp, oy isteyen AK kadınlar bugünlerde yine saha da..
CHP’li, MHP’li, DEM/HDP’lie ve diğer partilerin kadın gruplarının nerede olduğunu da merak eden gazeteci olarak AK kadınların her seçimde kapılarına gittiği kadınlara bugüne kadar ne verdiğini de merak etmiyor değilim..
Evet gerçekten bu AK kadınlar siz kadınlardan oy isterlerken ülkeye ve Ardahanlı kadınlara ne verdiler?
Kendi kızlarını, eniştelerini, çel çocuklarını yetmedi ‘İş vaadi’ ile aldıkları gelinlerini işe koydurmaktan öte ne yaptılar?
Ve en önemlisi bu kapı kapı gezen AK kadınların hemen hepsi belediyelerden, valilik ve diğer kurumlardan geçici işçi adı altında hepsi ama hepsi maaş almıyorlar mı? Ve biri yaşı geçmesine karşın bir çoğu da memur olmadı mı?
Hem de işe gitmeden bankamatik’ten maaşlarını çekmiyorlar mı?
Bilemiyorum ama bu AK kadınlara bir kadın çıkıp, ‘He güzelde bir değil, iki değil, üç değil kaç kez oy verdiğiniz parti bize değil, hep size imkan sundu’ diyecek mi?
İnanmıyorum ama AK kadınlar yine sahnede hem de boyunlarına taktıkları AK Parti fularlarıyla..
Çünkü seçimim kazanmaları gerekir ki, gitmedikleri işlerde paralarını almaya devam etsinler..
Çel çocukları ve de gelinleri İş/Kur, İl spor, Özel idare başta olmak üzere devletin imkanlarından faydalansınlar..
Çünkü AK kadınlar ne etse helaldir..

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER