Aslına bugün bir aşk yazısı yazmak ve aşkın insan psikolojisi üzerinde ki etkilerini anlamak istiyordum..
Ama gelin görün ki; başta içişleri bakanı olmak üzere ‘Açma şu yarayı’ diyenlerin tepkisini alırım diye bu yönde ki düşüncemi geri çekip, ‘Bir ara yazarım’ diyerek yazmaktan kaçıyorum..
Çünkü geçmişte Ardahan’da bir Müftünün, bir vali yardımcısının bile aşka teslim olduğunu bilenlerdenim..
Yani aşkın yeri geldiğinde Posof Ilgar’ı, Şavşat Sahara’yı delip, bizlere tünel açmazsa da Uludereler kadar insandan yaralar açtığını iyi bilenlerdenim..
Neyse dedik ya Aşk dolu yazı yazmayacağım, siteme koyduğum şiirli günün fotoğrafları gibi bugünkü aşklı yazımı da geri çekiyor ve yine siyasete dalıyorum..
Evet dün ziyaret ettiğim bir dostumun ben içeri girer girmez, ‘Ya kardeşim bizden ne istiyorsun?’ diyerek sitem ederken son günler de iktidar ve muhalefet partileriyle ilgili yazılarıma dem vuruyordu..
Gerçi bundan önce AK Parti İl Teşkilatında beni telefonla aramış, kendisi ve yönetimiyle ilgili ele aldığım yazılarımı hiç hak etmediklerini aksine var olan güçleriyle Ardahan’ın gelişimi için çalıştıklarını uzun uzun anlatmış ve bakanların bir çok kez Ardahan ziyaretlerinin iktidarda olan partisinin Ardahan’a verdiği önemin açık göstergesi olduğunu söylüyordu..
AK Partili olan dostumun bu sitemli karşılamasına cevap vermeden önce aynı dostumun, ‘Gerçi haksız da değilsin, bu kentte iktidar mıyız, muhalefet miyiz ben de bir şey anlamış değilim’ diyerek eleştirilerime katılması dikkatim de kaçmazken, dostumun ve il başkanının başında bulunduğu siyasi partinin ve diğer siyasi partilerin Ardahan’da ki varlık yada yokluklarını da bir kez daha masaya yatırma imkanı bulduk..
Çünkü bu kentte aydınları, toplum önderlerinin, basının olduğu gibi siyasetçilerin de yaşananlar karşısında sus/pus olduklarını anlatma imkanı buldum..
Kendilerinden bahsettirmeyi beceremeyen kabiliyetsiz, iş yapamaz, sorun çözdüremez siyasilerin bol olduğu bir Ardahan’da benim kimden ne isteyebileceğimi anlattığım dostumun kendisinin de bir siyasetçi olduğunu ve benim bu yöndeki bir çok eleştirime katıldığını, ama ‘İşte’ lerin çok olduğu bir kentte siyaset yapmanın da zor olduğunu anlatırken, birilerinin başına getirildikleri koltukların hizmet için olduğunu unutup, her gün gelip, gittikleri Posof ilçesinin köy yollarını bile yaptıramadığını da kendisine anlattım.
Benim kimseden bir şey istemediğimi, her istediğimin güzel bir Ardahan için olduğunu ve en önemlisi tutarlı, kişisel, küçük mutluluklarla yapılan siyasetin toplumu mutlu etmediği gibi kabul görmediğini aktardığım dostuma benim bir Ardahan aşığı olduğumu, gerginliğimin de buradan geldiğini anlatıp kendisinden ayrılıyordum..