Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

casino siteleri deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler editorbet giriş

Fakir Yılmaz

Bu kentin ve ülkenin gerçek kurtuluşu..

Bugün 6 Şubat.. Bugün acının 3. yıl dönümü..

Ve bugünkü yazımda başta çadırların hatta kanların satıldığına şahit olduğumuz büyük deprem ardından yapılan son seçimlerde tercihini değiştirmeyen Hatay’da başta olmak üzere 11 kentte meydana gelen sarsıntının yıl dönümünde bolca paylaşılan, ‘Unutmadık’ şeklinde ki sanal paylaşımlara yönelik olarak, ‘Unutmadığınız neydi?’ diye bir soru sormak olacaktı..

Ama son anda bu soruyu sormaktan vazgeçip, daha çok denen ama resmi kayıtlara göre elli üç binden fazla insanın hayatını kaybettiği 6 Şubat depremlerinde Kızılay’ın AHBAP’a 46 milyon lira karşılığında çadır sattığını bile unuttuğumuzu hatırlayıp, üç yıl boyunca ‘Siyah Beyaz Kocaeli’ adlı günlük gazetemi çıkardığım Kocaeli Sarımeşe’de bizzat yaşadığım Marmara depreminin yanında onca deprem, doğal affet ve onca hayati sorunlarımız gibi hatırlanmadığını da düşünüyordum.

Çünkü, onca al/yapıştırlı ‘Unutmadık’ denen kelimeyi paylaşanların o paylaşımın hemen ardından az önce yediklerini dahil onca sorun, sıkıntıyı kısa sürede unutacaklarını  bildiğimden ‘Unutmadığınız neydi?’ sorusunu sormadan vaz geçip, önümüzde ki günlerde yani 23 Şubat’ta yeni bir yıl dönümünü kutlayacak olan mamelektim Ardahan’ın nasıl kurtulacağına yönelik 13 yıl önce yazdığım, ‘Bu kentin kurtuluşu..’ başlıklı yazımı okuyup, güncellemeyi daha uygun buluyorum.

Çünkü 103 yaşında olan ülkemin kurtuluşunu 23 yılda geçekleştirdiğini belirten ve hâlâ iktidarda olan 23 yıllık bir iktidar ile ortaklarının Ardahan gibi yeni vilayet olan Osmaniye’de, ‘Beni bırakıp gitme bir yere, Gidersen unutursun, Dilerim öyle olmaz, Beni bırakıp gitme bir yere, Gidersen unutursun Dilerim öyle olmaz’ sözleri ile ünlü  ‘Bu hava da gidilmez’ şarkısı eşliğinde ve dualar eşliğinde memleketin kurtuluşunu anıyordular..

Hem de “Sizden birisi öldüğünde onu durdurmayın, onu kabrine koyma hususunda acele edin. “Kabri başında ölünün başucunda Fatiha Suresi okunsun ve ayakucunda da Bakara Suresi’nin sonunu okusun.” diyen peygamberimizin dediği gibi yok olan onca insanın ardından hem de bir Cuma günü Fatihalar okuyup, memleketin kurtulması için dua ettiklerini görüp, izliyordum.

Muhalefetinde Adıyaman’da depremden bu yana yapılması gerekenleri haykırdığı ülkenin güneyinden, kuzeyine  dönüp, 13 yıl önce yazdığım yazımı bir kez daha okurken, o günden bugüne kadar çok şeyin değişmediğini yani gerek ekonomik, sosyal olarak ve gerekse devam eden göç ile kurtaramadığım, valiliği bile depreme dayanıklı olmadığı, Göle’de ki deprem evlerinin daha doğru dürüst teslim edilmediği, depreme dayanıklı olmadığı gerekesiyle kent merkezinde ki askeri lojmanlar gibi boşaltılıp, yıllarca boş kaldıktan sonra devam eden göç ile köylerde harabeye dönmüş evler gibi yıkılıp, ortadan kaldırıldığı polis evi ve onca yıkılan binanın yerine yenilerini yapılması beklenen  memleketim Ardahan’a dönüyorum.

Buna neden ise; Hemşerim İbrahim Karabulut’un Ardahan’ın en yüksek dağı olan Kısır Dağının su projesi ve olmasına karşın olmadığı sanılan Organize Sanayi gibi tozlu raflarda bekleyen önemli tarihi bir konuyu alıp, sanal sayfasında işlediği ‘Tarihin tozlu rafları..’ başlıklı yazısında dikkatimi çekenin bu memleketin yani benim ‘Çantacılar’ adını koyduğum siyasilerde çözüm bekleyen Ardahan’ın kurulduğundan bu yana onu içten hissetmeyen, merkezinde yaşamayanlarca hep mecliste temsil edildiğini anlatan yazısı oldu.

Evet, bana göre 11 kenti yerle bir eden depremin 3. yılını ‘Unutmadık’ diyerek ölenleri, kayıp olanlar ve yapılması gerekenleri andığımız ülkede o yerle bir olan kentlerin tarihi gibi geçmişi kayıp bir kent olan Ardahan’ın yeniden vatan topraklarına katılışının 105. yıl dönümü her kes tarafından bir kez daha önemsenmelidir diyorum.

Çünkü 33 yıldır kör/topalda olsa gün geçtikçe kasabalıktan çıkıp, vilayettik konumunu kazanmaya başlayan ama her geçen gün nüfusu eriyen Ardahan’ın asıl kurtuluşunun tarihine sahip çıkmasıyla başlar.. Yani, 23 Şubat 2026’te yapılacak olan kurtuluş etkinlikleri de bunun için yeni bir fırsattır..

Çünkü yılardır atıl durumda olan ve müze ve valilik binası olması için ısrar ettiğimiz askeri binalar ve üç yıldır bir türlü açılamayan Posof Ulgar Tüneli, olup olmadığı bilinmeyen projesine ödenek bile ayrılmayan Sahara tüneli ve deprem gibi unutulan havaalanı, Doğu Expreesi dahil trenlerin gelip, yolcu alı, indireceği bir durağı, yük alı, indirecek olan bir Antrepo bekleyen, 3 lige çıkamayıp, adeta balına yapışıp kalan BAL takımı Serhat Ardahanspor’un maddi, manevi destek aradığı, Amatör ligi yapılamayan Ardahan’da 23 Şubat’ta yapılacak olan etkinlikler gerek valilik, gerek ise diğer yöneticilerimiz tarafından ne kadar önemsendiğini düşünüyorum..

23 Şubat’ta bir kez daha vatan topraklarına katılışının 105. yıl dönümünü kutlayacak olan Ardahan’ın kurtuluşu etkinliği ile ilgili çalışmalarla bu kentin, işgale, fakirliğe, yoksulluğa direnişinin yanında Kafkasya’nın sınırını gönüllüce bekleyen vatan sevgisine olan kişiliği ortaya konacak mı ve bunun ödülünün artık gelişmişlik, kalkınmışlık mı olacak?

Ve en önemlisi yerel ve ulusal basının da bu konuda çok duyarlı davranması ve 23 Şubat’ta yapılacak olan etkinlikleri ile 92. yıl dönümümde ki gibi temsili olarak bu ülkenin kuruluşunda bir şlk olan ama unutulan, unutturulan Ardahan Hükümeti’nin, ulusal kurtuluş mücadelesinde Sivas, Erzurum, Amasya kongrelerinde önce ilk kongrenin Ardahan’da yapıldığını, mavi-beyaz bayrağın göndere çekildiğini, cumhuriyet kelimesinin ilk seslendirildiği yer Ardahan’ın olduğu tüm dünyaya bir kez daha duyurulacak mı?

Bilmem ama kurtuluş tarihi ile ilgili bir fotoğrafın bile olmadığı bir kentin geçmişini toparlama, tarihine sahip çıkması demek geleceğinin yolunu çizmek olduğunu her ‘Ardahanlıyım’ diyen iyi bilmelidir. Ve Bu kentin ekonomik ve sosyal olarak kurtuluşunun da bu yoldan geçtiğinin bilinmesi gerektiğine de dikkat çekmek istiyorum.

Bu nedenle çok önemsenmesi gereken 2026 yılının kurtuluş etkinliklerine basın aracılığıyla bir bir birlerini suçlayan yerel yöneticiler ile kent dışında ki diğer illerde bulunan dernek yöneticileri de bir araya gelip, o gün herkesin Ardahan’da olmasının gerektiğine de inanıyorum..

Yani valiliğin Ardahan dışında ki 80 ilde bulunan tüm dernek başkanlarına davet çıkarması ve Ardahan’ı tanımadan tanıtım günleri düzenleyen derneklerinde kendi imkânları ile Ardahan’da yapılacak olan bu önemli kongreye birer temsilci göndermesi, bunun yanı sıra Türkiye’de bulunan ve gazetelerde, televizyonlarda yazılar yazan, programlar yapan ünlü, ünsüz tarihçilerin o gün Ardahan’da konuk edilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Bunun Ardahan’ın birlikteliği için çok önemli olduğunun anlatılması ve bu ülkenin kurtuluş mücadelesinde mihenk taşı olan Ardahan Kongresi’nin en iyi şekilde tanıtılmasının önemi kavranmalı ve buna göre etkinliklere kilitletilmelidir..

Çünkü bu kentin gerçek kurtuluşu da, bizzat önce Ardahanlılarca tanınması da bu tür etkinliklerle olacaktır..

Ha bu arada benim, bu işin çantacı siyasilerle olmayacağını ve çantacı dediklerimin Ardahan’a, Ardahan tarihine ne kattığını İbrahim Karabulut’un aşağıda ki, ‘Tarihin tozlu rafları..’ başlıklı yazısına da yer verip, hem isimleri geçenlerin Ardahan’a katkılarını hem de onlarında bu Ardahan’ın tarihinin başrolünde olduklarını bir kez de bu köşede yer verip, yerel gazetelerinin, depremde kan sattığı ileri sürülen Kızılay’ın şu anki binasının yerinde bulunan eski Ardahan kütüphanesin de dönemin Ardahanlı kütüphane müdür vekili, emekli olduktan sonra şairliğe soyunan Erbay Kara döneminde alınıp, bir kamyona yüklenip, Ardahan-Göle yolu üzerinde yo kenarında çöpe atılan arşivi kayıp, Ardahan tarihine birde ben katkı sunayım..

Neyse, iki yönlü bakmanızı umduğum ve hem katkılarını hem de yapamadıklarını düşünüp, değerlendirmeniz istediğim Karabulut’un yorumunuzu bekliyorum dediği benim ise ‘Evet.. Ve hep aynen.. Yani öz Ardahanlı değil, şu anki gibi çoğunlukta çantacı..’ diye yorum bıraktığım o tarihi yazı..

Tarihin tozlu rafları

TBMM 1. Dönem (1920-1923)​ Bu dönemde Ardahan’ı temsil eden iki isim bulunmaktadır:​Osman Server Atabek (1886-1962):​Aslen: Ahıskalıdır (Kıpçak Atabekleri ailesindendir). 318 yıl bu Bölgede hüküm süren Kıpçak atabekler Devleti’nin de varislerindendir​.

Eğitimi: Çok yönlü bir eğitim almış; Almanya’da Maden ve Ziraat Mühendisliği, Rusya’da (Petersburg) ise Hukuk eğitimi görmüştür. ​Faaliyetleri: Milli Mücadele döneminde bölgedeki milli cemiyetlerin kuruluşunda öncü rol oynamıştır.

Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü’nde de görev yapmıştır.​Filibeli Hilmi Bey (1885-1926):​Aslen: Filibe doğumlu olup ailesi Artvin/Şavşat kökenlidir.​Eğitimi: Harbiye mezunudur (Asker kökenli).​ Faaliyetleri: İttihat ve Terakki Cemiyeti’nde aktif görev almış, eski bir yüzbaşıdır.

1. Dönem sonunda siyasi nedenlerle yargılanmış ve 1926 yılında idam edilmiştir​TBMM 2. Dönem (1923-1927)​Cumhuriyet’in ilan edildiği bu dönemde Ardahan’ı üç isim temsil etmiştir:​

Halit Karsıalan (Deli Halit Paşa) (1883-1925):​Aslen: İstanbul doğumludur. Babası Kastamonuludur​Eğitimi: Harp Okulu mezunu üst düzey bir askerdir (Tümgeneral).

Faaliyetleri: 1915’te Rus işgalindeki Ardahan’ı geri alan komutandır. Milli Mücadele’nin en önemli kahramanlarından biri olarak kabul edilir.

1925 yılında meclis binasında yaşanan trajik bir olay sonucu hayatını kaybetmiştir.​Hasan Tahsin Uzer (1877/79-1939):​Aslen: Selanik doğumludur.​

Eğitimi: Mülkiye Mektebi mezunudur.​Faaliyetleri: Van, Erzurum ve Suriye valilikleri yapmıştır. “Uzer” soyadı bizzat Atatürk tarafından verilmiştir. Tecrübeli bir idareci ve devlet adamıdır.​Talat Sönmez (1876-1950):​

Aslen: Ankara doğumludur.​Eğitimi: Mülkiye Mektebi mezunudur.​

Faaliyetleri: Çeşitli ilçelerde kaymakamlık yapmış, milletvekili seçilmeden hemen önce Ardahan Mutasarrıflığı görevini yürütmüştür.

Hem Osmanlı hem de Cumhuriyet meclislerinde Ankara ve Ardahan’ı temsil etmiştir. Ardahan 1926 yılında ilçe yapılarak Kars’a bağlandığı için, 1927 seçimlerinden itibaren uzun bir süre müstakil “Ardahan Milletvekili” seçilmemiştir.

Siyasi Tasfiye​Zabıtların satır aralarında görülmese de, tarihçilerin üzerinde durduğu asıl sebep siyasi kontroldür.

​Muhalefetin Kalesi: Ardahan’ın ilk mebusları (Halit Paşa ve Filibeli Hilmi Bey) Ankara’daki merkezi yönetime en sert muhalefeti yapan isimlerdi.​Kontrol Çabası: Halit Paşa’nın mecliste vurulması ve Hilmi Bey’in idamından hemen sonra Ardahan’ın il statüsünün elinden alınması, bölgedeki muhalif ruhun idari yollarla bastırılması olarak yorumlanmaktadır.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER